sol_ara
bos Basın Açıklamaları arsiv_sag
     
   
     
  Türkiye İçin Yapacaklarımız  
     
  Biz Kimiz  
     
  Yeni Parti Temel İlkeler  
     
 
Bizim Sesimiz
Bizim Sesimiz
 
     
   
     
  Yeni Parti Web Sitelerimiz  
     
   
     
  Arşiv  
     
  Genel Başkanımızdan  
     
  Güneş Cep Kısa Kodları  
     
  Gençlik Konseyi  
     
  Kadın Konseyi  
     
  Etkinlikler  
     
Üye Girişi
e-posta
uye_3
şifre
ghost
GİRİŞ | Üye Ol
sol_alti
bosluk
Yeni Parti Adaleti de Darbeciler mi Engelliyor?
Tüm Anasayfa Haberleri Bu haber 530 kere görüntülenmiştir.


 Adaleti de Darbeciler mi Engelliyor?

Tuncay Özkan, 23 Eylül 2008 tarihinden bu yana, Ergenekon davasının tutuklu sanığı. Gözaltına alındığının ertesi günü, Halkalı’da bir depoda bulunan ve kendisine ait olduğu iddia edilen dijital veriler kısa sürede değerlendirildi, kayıt altına alındı. Kendisinin suçlu ya da suçsuz olduğunu gösterecek belgeler, kanıtlar, mahkemede sorgusunun bittiği 25 Aralık 2009’da mahkeme başkanının havalesiyle dosyasına konuldu.

Tuncay Özkan, tutuklanmasını izleyen aylar boyunca neyle suçlandığını tam olarak bilemeden sorgusunun yapılmasını beklemiş, sorgusu 15 ayın sonunda ancak tamamlanmış, aleyhine ya da lehine olabilecek kanıtlar dosyasına girmiş ve hukuk süreci, ona nihayet savunma hakkını kullandırmak, tahliyesini istemek aşamasına gelmişti.

Ama birileri, sürecin devamında artık tutuklu yargılanmasını gerektirecek hiçbir durum kalmayan Tuncay Özkan’ı, o hapisaneden çıkarmamaya kararlıydı.

Sen misin tahliyeni isteyen?

Daha önce aranan Halkalı’daki o depodan, 12 klasör dolusu yeni dijital veri “damıtılıp” mahkemeye, “Bunlar Tuncay Özkan’a aittir” diye sunuluverdi. Depo, Kanaltürk’te çalışan 200 gazeteciyle televizyon çalışanının, kanalın satışı sırasında yeni sahibine devredilmeyen arşivi. Özkan’ın avukatları, depo içeriğini: “1998-2000 yılları arasındaki dönemde haber niteliği içeren ve kime ait olduğu belirsiz dijital veri çözümleri” olarak açıklıyor.

Üstelik, deponun Tuncay Özkan’a ait bilgi ve belgelerin tasnif edildiği ilk aramasından beri geçen bir buçuk yılda, oraya kimin girdiği, kimin ne koyduğu belli değil. Dahası, hukuki sürecin bu aşamasında birincil derece olmayan yeni kanıtların mahkeme dosyasına girmesi, Türkiye’yi bilmem, ama, evrensel hukuka aykırıdır!

Ama dedim ya, birileri Tuncay Özkan’ı, suçsuz olsa bile salıvermemeye kararlı. Zaten ne idüğü belirsiz 12 klasörlük “yeni suçluluk” haberi de artık benim “milis basını” dediğim medyacılar tarafından, avukatlarının deyişiyle, “Sanki Tuncay Özkan’a ait yeni suç içerir belgeler bulunmuş” gibi duyuruldu.

Sonuç olarak Tuncay Özkan hâlâ içerde. Tahliye edilmiyor.

Böylesine hukuk demezler. Böylesine demokrasi de demezler. İnsan hakları, eşit, önyargısız, tarafsız ve makul sürede yargılanma kuralı falan da bu ülkede çoktan mevta, zaten...
***


Tuncay Özkan tahliye edilmesin diye mahkemeye “yeni suç kanıtı” ymış gibi 12 klasör dosya sunmak, o mahkemeyi oyalamak ve adaleti engellemek çabasıdır.

Zaten Ergenekon davası, gerçeği aydınlatmak, darbecileri yargılamak, suçsuzları ayırmak, suçluları cezalandırmak ve Türkiye’yi demokrasiye taşımaktan çok, kimileri tarafından halkta “darbe” korkusu yaratıp, bu korkuyu mümkün olduğunca uzun beslemek için kullanılmaktadır.

Tutuklananları suçlu suçsuz yıllarca içerde tutup yargı sürecini uzatmak da dışarda kalan ve sesi hâlâ çıkanlara, “Sus, susmazsan sıra sana gelir, atarım içeri, suçsuzluğunu kanıtlayana kadar yıllarca sürünürsün!” mesajını gayet net vermiştir, vermektedir.

5000 sayfalık iddianameyle adalet dağıtılmaz.

5000 sayfalık iddianame, “balığı suda boğmak” gibi adaleti geciktirerek işlemez hale getirmek çabasından ibaret olmayıp, kamuoyunda yargıya ilişkin son güven duygusunu da yok etmiştir.

Özelinde Ergenekon, genelinde tüm davalarda infaz yargı kararından öne geçmiş, suçlular cezalarını henüz mahkûmiyet kararı açıklanmadan peşin peşin çekerken, suçsuzlar sonunda beraat edecekleri davalarda haksız yere yıllarca hapis yatmaktadırlar.

Türkiye’de adalet felç edilmiştir. Mahkemeye işi düşmek, sürünmeye, çile çekmeye eşitlenmiştir. Adaletin zamanında gerçekleşmediği ülkelerde, insanlar güvenmedikleri yargıyı bir yana bırakır, haklarını yasa dışı yollardan aramaya başlarlar. Bu da şiddet toplumu demektir. Kiralık dayakçıların, kiralık katillerin, çek senet çetelerinin, öç tetikçilerinin kol gezdiği bir ülke, işte ancak böyle, bu kadar başarıyla yaratılır.

Adaleti de darbeciler mi engelliyor?

Ergenekon davasını, dava sanıkları mı insan haklarına, evrensel hukuka ve makul yargılanma süresi dışına taşırıyor?

Asıl adalet devrildiği zaman bir ülke içerden dışardan, tüm “darbe” lere açık ve elverişli hale gelir.

Mine KIRIKKANAT

Vatan Gazetesi / 26.01.2010



altgecis
ANASAYFA altmenu_seperator PARTİMİZ altmenu_seperator BİRİMLERİMİZ altmenu_seperator TEŞKİLATIMIZ altmenu_seperator İLETİŞİM altmenu_seperator INTERNATIONAL
Ziyaretçi Sayısı   1600898
(C) YENİ PARTİ 2008 -2009 | KULLANIM KOŞULLARI | SİTE KURALLARI | GİZLİLİK